İnsan Neden Yalan Söyler?

Türk Dil Kurumu yalanı “Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, uydurma” olarak tanımlamaktadır. Yalan söylemek çocuklukta gelişimin bir göstergesi olarak karşımıza çıkar. Hayal gücünün gelişmesi, rol yapma, mış gibi oyunların başlaması 3-6 yaş arasında başlar. Bu dönem, Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramında “girişimciliğe karşı suçluluk” evresine denk gelir. Bu dönemde çocuklar diğer çocuklarla sosyal ilişkiler kurmaya dair “girişkenlik” duygusu geliştirir. Aksi durumda ise suçluluk ve geri çekilme duyguları ortaya çıkar.  Girişkenlik arttıkça problemler artar, ebeveyn, öğretmenler tarafından cezalandırılmalar ortaya çıkabilir. Bu da suçluluk duygularını beraberinde getirir. Ancak elbette çocuğun her yaptığı da onaylanmayacaktır.

Çocuklar bu yaşlarda hayal gücü kullanarak oyunlar oynar, farklı rollere girer ve çevrelerindeki yetişkinlerin davranışlarını taklit ederler. Doktorculuk, öğretmencilik, süper kahraman ya da ebeveyn rolüne girerek hayali oyunlar oynarlar. Bu, sosyal becerilerin ve empati duygusunun gelişimine katkıda bulunur. Çocuklar çevrelerindeki rolleri anlamaya ve bu rollerle ilişkili davranışları deneyimlemeye çalışır. Örneğin, anne gibi davranarak yemek pişirme ya da baba gibi davranarak tamir yapma oyunları oynayabilirler. Çocuklar oyun sırasında mış gibi yaparak kendi duygularını ifade eder, korkularını keşfeder ve çözüm yolları arar, duygularını işlemleyebilirler. Çocuklar, başkalarıyla iletişim kurmayı, paylaşmayı ve iş birliği yapmayı bu tür oyunlarla öğrenirler, böylece sosyal becerileri gelişir.

Yalan Söylemeye Dair Geri Dönütlerimiz Neden Önemli?

Bu evre, çocuğun yaratıcılığını, problem çözme becerisini, sosyal ve duygusal gelişimini destekler. Eğer çocuk bu dönemde cesaretlendirilirse, kendine güveni ve girişimcilik duygusu güçlenir. Aksi takdirde, suçluluk ya da yetersizlik duyguları gelişebilir.

Neden Yalan Söyleriz?

Yaşam boyunca yalan söylemeyi şekillendiren çeşitli faktörlerden söz edilebilir. Buna ebeveyn tutumları, kişilik özellikleri, mizaç, toplumsal ve kültürel etkenler dahil edilebilir.

Ebeveyn Tutumları

  • Modelleme ve taklit etme: Çocuklar, yalan söylemeyi genellikle ebeveynlerinden ya da diğer rol modellerinden model alarak veya taklit ederek öğrenebilirler. Ebeveynin “beyaz yalanlar” söylemesi ya da çocuğa dürüstlükle ilgili çelişkili mesajlar vermesi, yalanın normalleşmesine yol açabilir. Bir yemeği beğenmediğinde bunu dile getirmemesi pekiştirilirken, o kadar da beğenmediği bir hediyeyi çok beğendiği yönünde tepki vermesi bekleniyor olabilir. Bu da çocuk için kafa karıştırıcı mesajlar verebilir. Örneğin telefonunu açmadığı için kapıya gelen komşuya duymadığını söyleyen anne, az önce telefonu duymuş konuşmak istemediği için telefonu açmamıştır. Çocuk burada yalan söylemeyi taklit etmeyi öğrenebilir. 

Alıntı: Acının Kaynakları s.104

  • Aşırı Baskıcı ve Cezalandırıcı Yaklaşım: Katı ve cezalandırıcı bir yaklaşım, çocukların yalan söyleme davranışını artırabilir. Çocuk, ceza korkusuyla gerçekleri saklama yoluna gidebilir. Babası ona kızmasın diye kırılan bir bardağı kardeşinin kızdığını söyleyebilir. Bu durumda yalan söylemek acıyı azaltan bir davranış olarak yerleşebilir.
  • Aşırı Hoşgörülü Yaklaşım:Kuralların ve sınırların net olmadığı bir ortamda çocuk, dürüstlüğün önemini anlamakta zorlanabilir ve yalan söyleme davranışı geliştirebilir. Uygun olmayan davranışlarına dair yetişkinlerden bir uyarı almayan çocuk aynı davranışı sürdürmeye devam edecektir. Örneğin bir çocuk okulda öğretmeninin masasındaki kalemleri izinsiz alıyor. Eve döndüğünde babası ona bu konuda bir şey sorunca, “Hayır, ben almadım.” diye yalan söylüyor. Babası, onun dürüst olup olmadığını sorgulamadan, “Tamam, önemli değil canım, nasıl istersen.” diyerek konuyu kapatıyor. Bu tür bir yaklaşımda çocuk, yalan söylemenin bir sonucu olmadığını öğrenebilir ve dürüstlüğün teşvik edilmemiş olur.

Kişilik Yapıları

Anstisosyal, narsisist, paranoid, hipomanik, sınır, şizoid, şizotipal gibi bazı kişilik patolojileri yalan söylemeye eğilimlidir. Bireylerin çeşitli savunma mekanizmaları aracılığıyla kendi kusurlarını örtmek, kendini üstün göstermek, utanç duymaktan korkmak, gerçekliği dayanabileceği bir hale getirmek gibi farklı amaçlarla yalan söyledikleri görülebilir. 

Sosyal Kaygılar

Bazen bireyler, reddedilme ya da eleştirilme korkusuyla yalan söyleyebilir. Örneğin, bir buluşmayı kaçırdığında “Hastaydım” diyerek gerçeği gizleyebilir. Bir gruba dahil olmak için aslında benimsemediği bir görüşü savunabilir. Bu tür yalanlar, bireyin çevresiyle çatışmaya girmeden sosyal kabul arayışını kolaylaştırır.

Kültürel Etkiler

Toplumsal Normlar ve Beklentiler

Bazı kültürlerde yalan söylemek, toplumsal uyumu sağlamak ya da başkalarının duygularını korumak amacıyla kabul edilebilir görülür. Örneğin, “Beyaz yalan” kavramı birçok kültürde yaygındır.  Bireyin toplumdaki statüsü ya da itibarını koruma ihtiyacı, yalan söylemeyi teşvik edebilir.

Özetle yalan söyleme davranışı, erken çocukluktan itibaren çevresel faktörler, kişilik yapıları ve kültürel normlar tarafından şekillenir. Ebeveynlerin aşırı baskıcı ya da aşırı hoşgörülü yaklaşımları, çocukların dürüstlüğü nasıl algıladığını ve içselleştirdiğini etkileyebilir. Yetişkinlikte ise yalan söyleme, bazen sosyal kaygıları yönetmenin, bazen de kendini korumanın bir yolu olarak farklı kişilik yapılarında ortaya çıkabilir. Ancak, yalan söylemek bireyin güvenli ve sahici ilişkiler kurmasını zorlaştıran bir alışkanlık haline gelebilir. Bu davranışın arkasındaki motivasyonları anlamak, hem çocuklarla daha sağlıklı iletişim kurmak hem de yetişkin dünyasındaki dinamikleri daha iyi kavrayabilmek açısından önemli bir etki sağlayabilir.

Yararlanılan Kaynaklar

⁠Erikson EH. Identity: Youth and Crisis. New York, W.W. Norton Company, 1968.

Akhtar, S. (2022). Acının kaynakları (Çev. K. Özcan). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Bilgi almak ve randevu oluşturmak için iletişime geçebilirsiniz.



error: